Muhalefet, rejime odaklanmalı!

author

YAKUP KEPENEK

2021.10.17 08:54

“Güçlendirilmiş parlamenter sistemin içeriğinin bir lahza önce topluma sunulması gereklidir. Ancak kritik olan bunun aşa ve işe nasıl dönüşeceğidir. Ülkedeki âmâ düğümün çözümü, bağımsızlık-ekmek eşitliğinin bir an önce kitleselleşmesine bağlıdır.”

Muhalefet, rejime odaklanmalı!

Ülkenin içinden geçmekte olduğu ve her gün artarak gerginleşen siyasal süreç, kimi dengesizlikleri daha da büyütüyor.

İktidar, elindeki doğaüstü büyük güç ile her olanağı kullanarak, başkanlık rejimini kalıcı kılmaya çalışıyor.

Muhalefet ise, başlıca ağırlığı, bu rejimin “ekonomideki başarısızlığı” sonucu bir bakıma kendiliğinden çökeceği beklentisine veriyor.

Ancak asıl sorun rejimdir. bu nedenle “rejimi nasıl değiştireceği” konusunda muhalefetin fazla daha kuvvetli olması gerekiyor. Bunun gerçekleştirilmesi büyük bir tarihsel ve toplumsal tayin ve sorumluluktur.

Bu sorumluluk tam olarak yerine getirilmediği için sonu süresiz bir siyasal işlem yaşanıyor.

MUTFAK MUHALEFETİ

İktidara karşı meydana çıkan irili-ufaklı bütün partiler, sürekli olarak, çarşı-pazar dolaşıyor; yaşanmakta olan yoksulluğu, işsizliği, pahalılığı gündeme taşıyor.

Muhalefetin içten bir tutumla ve çok büyük ölçüde çarşı-pazara indirgenmiş olması, gerçekten, Meclis’te, basın-yayında, diğer hak ve özgür alanlarında muhalefet yapılamamasından kaynaklanıyor.

Toplumsal ve siyasal gelişmelerde ekonominin belirleyici olduğu bilinir. Ama, bu reel, bilinçsiz bir biçimde alınır ve çarşı-pazarda tasa dinlemek iktidarı devirmenin az daha tek yolu sayılırsa, fazla negatif sonuçlar da doğurabilir.

Çünkü ne değin etkin ve saygıdeğer olursa olsun, yapılmakta olan mutfak muhalefeti, şu iki büyük tuzağı bağrında taşıyor. Birinci tuzak, asıl sorun olan rejim konusunun ya çok eksik gündeme getirilmesi veya, büyük ölçüde “şimdilik” bir tarafa bırakılmasıdır.

İkinci tuzak da eğer ekonomi düzelirse, muhalefet alanının adamakıllı daralması, muhalefetin boşluğa düşmesi ve iktidarın uygun kalması olasılığıdır.

Sonuncudan başlayalım. Yaşadığımız coğrafya bir mitolojiler, mucizeler coğrafyasıdır. Eğer yarın bir mucize olur, fiyatlar düşer, işsizlik ve yokluk azalırsa, yapılmakta olan muhalefet tarzıyla AKP rejimini iktidardan düşürmenin gereği de olanağı da kalmaz. Baksanıza, IMF Türkiye ekonomisinin 2021 yılında çoğalma oranı ile ilgili öngörüsünü, yüzde 5,8’den hemen hemen ikiye katlayarak, yüzde 9 çıkardı. Kimi zinde sesler de başkanlık rejiminin “onarılarak” sürdürülebileceğini şimdiden dile getiriyor.

Oysa ekonominin bataklığa sürüklenmesinin esas nedeni rejimin ta kendisidir. Başkan Erdoğan’ın yönetimini ikide bir değiştirdiği Merkez Bankası’nın üç üst seviye yöneticisini bir gecede değiştirmesinin döviz kuruna yansıması ve bu nedenle doğan çok büyük kayıplar bunun son kanıtıdır. Belli Başlı yararsız olan, olayın arkasından CHP Genel Başkanı’nın ekonomi kurmaylarıyla suç oluşturan yerine gidercesine Merkez Bankası Başkanına yaptığı ziyaretti.

Tekrar, hafta içinde muhalefete “iktidara talip olmamasını” veya kendisini “yok” saymasını öneren Erdoğan, “Demokrasi, Kalkınma ve Yeşil Devrim” vurgulamalarıyla, diğer taraftan, 2023 yetmiyor; 2053 ve 2071 yıllarına uzanan büyük açılımlar yapıyor. İktidarın bu üçüyle de uzaktan yakından bir ilgisinin bulunmadığı senelerdir, yaşanıyor. Demokrasi, soru işaretleriyle batmış “sandığa” indirgeniyor. Yeniden Yapılanma, Kanal İstanbul sanılıyor. Yeşil Ihtilal de betonlaşan Karadeniz yaylaları, kelleşen Kaz Dağları; iktidarın yetersizliği sebebiyle yangınla bu yaz yeşili değil edilen milyonlarca hektarlık bölge ve Marmara denizini kaplayan kirliliğe uzanıyor.

Dahası, din siyasette daha da baskın kılınıyor; Diyanet İşleri Başkanı Taliban Heyeti ile görüşecek ölçüde etkilidir; ulus yönetimi TÜGVA, SADAT ve benzerleri göre yapılandırılıyor ve ülke, sus payı ve kanunsuzluk batağına her gün azıcık daha batıyor.

Bir seçim başarısızlığı ile karşılaşması için muhalefetin ilk işi rejimle hesaplaşmak olmalıdır. Muhalefet, yıllardır bu ülkeye getireceği sözünü verdiği parlamenter demokratik sistemi belli başlı yapısı ve ekleriyle, bir an önce netleştirmelidir. Altı siyasi partinin önde gelenlerinden oluşan bir komisyonun getirilecek sistemi “görüşüyor” olması, çok geç kalmış da olsa olumlu bir adımdır.

Seçmen, öncelikle yasama, yargı ve yürütme erklerinin iştirakçi demokrasiye dayalı işleyişi almak üzere, kamu yönetiminin kurumlaşması; basın-yayınlama özgürlüğü; üniversite özerkliği; idareli ve sosyal hakların güvence altına alınması; sendika özgürlüğü; kamu ihalelerinde açık sözlülük ve denklik; siyasi parti yapılarının katılımcı bir yaklaşımla demokratikleştirilmesi; milletvekili adaylarının saptanmasında katılım; siyasetin finansmanı; merkezi yönetimle lokal yönetimlerin ilişkileri gibi temel noktalarda, “bir an önce” maddi öneriler bekliyor.

Eklemek gerekir oysa güçlendirilmiş parlamenter sistemin içeriğinin bir lahza önce topluma sunulması gereklidir; oysa iktidara gelmek için hiç tatmin edici değildir. Bu bedensel önerilerin yaşama geçirilmesinin nasıl “aşa ve işe dönüşeceğinin”; millet yönetiminde işe almalarda ve yükselmelerde sadece becerinin etkin olacağının; barışa, doğruluğa dürüstlüğe dönüşeceğinin, “bir lahza önce” muhalefetin görüş birliği ile belirlenmesi daha sonra da her ihtimal kullanılarak geniş toplum kesimleri buluşturulması, kesinlikle gerekiyor.

Ülke siyasetinin fazla sıkışık olan âmâ düğümünün çözümü, serbest-ekmek eşitliğinin, bir an önce kitleselleşmesine bağlıdır.

SMM Panel Viski Fiyatları Geçici Mail yks pdf indir antrenmanlarla matematik 1 pdf serway fizik 1 pdf ales çıkmış sorular pdf ilahi sözleri 1984 pdf türkçe pdf minecraft premium satın al ilahi sözleri Selçuk Sport Apk İndir