4 hastalık için daha aşı geliyor… mRNA’nın geleceğinde bizi neler bekliyor?

Covid-19 pandemisi yaklaşık iki yıldır hayatımızda. Bu süreçte nice başarı hikayelerine şahit olduk. Bilhassa salgının ilk dönemlerinde dünyanın dört bir yanındaki sağlık durumu çalışanlarının gece gündüz demeden canlarını hiçe sayarak kurtardıkları hayatlar tarih kitaplarına yaldızlı harflerle yazıldı.

Ama bir başarı hikayesi var fakat sadece pandemi için yok, gelecekte tıp alanında yapılacak çalışmalar için de büyük tartı arz ediyor. Mesajcı RNA veya daha yaygın bilinen kısa adıyla MRNA teknolojisinden ve bu teknolojiyi kullanan aşılardan bahsediyoruz. Ülkemizde de kullanılan Pfizer/BioNTech aşısı ile Moderna aşısının temelini oluşturan bu mRNA, günümüzde Koronavirüs karşısında insanlığın en büyük silahlarından biri olarak görülüyor.

Fazla kısa bir süre içinde virüse aleyhinde fazla etkin aşılar geliştirilmesine ihtimal sağlayan mRNA teknolojisinin gücü bununla da sınırlı değil kesinlikle. Bilim insanları yakın gelecekte bu teknolojiyi kullanan çoğu diğer aşının üretileceğini, MRNA Aşıları doğru tıpatıp Covid-19’a olduğu gibi birçok diğer hastalığa da dur denebileceğini belirtiyor.

İngiltere’de yayımlanan The Guardian gazetesi, geçtiğimiz günlerde, bu hastalıklardan dördüyle ilgili mRNA aşısı çalışmalarını mercek altına bölge bir Haber yayımladı. Gazeteye konuşan uzmanlara tarafından, mRNA teknolojisiyle yapılmış Grip, Kanser, Sıtma ve HIV aşılarının müjdeleri fazla yakında geliyor.

Biz de The Guardian’ın bu haberi vesilesiyle hem mRNA aşılarının geçmişine ve egzersiz prensiplerine dair hafızaları tazelemek, ayrıca de yakın geleceğine dair beklentilere biraz daha yakından bakmak istedik. İşte bütün teferruatlar…

TEMELLERİ 1970’LERDE ATILDI

Covid-19 aşılarıyla ilgili tartışmalarda en sık dile getirilen sorulardan biri şu: “Bu değin kısa zamanda bu teknoloji nasıl geliştirildi?” Halbuki mRNA teknolojisi yeni yok, geçmişi 1970’li yıllara dayanıyor.

Macaristan doğumlu bilim kadını Katalin Kariko’nun temellerini attığı bu teknolojinin potansiyeli 1990’ların başında fark edildi. 1998’de Kariko’nun yolu HIV aşıları üzerine araştırmalar yürüten Drew Weissman’la kesişince, mRNA çalışmalarındaki ilerleme de hızlandı.

2010’ların başında Moderna ve BioNTech isimli iki küçük biyoteknoloji startup’ının Kariko ve Weissman kadar geliştirilen teknolojinin lisansını satın almasıyla da Covid-19 aşılarının temelleri atıldı. Pandemiden önce BioNTech, mRNA teknolojisiyle kanser aşısı üretmeye odaklanmıştı. Grip gibi hastalıklara aleyhinde aşı üretimi kullanılması ise az önce hafıza aşamasındaydı. Moderna da aynı şekilde kanser ilaçlarında bu teknolojiyi göstermek için çalışıyordu. Şirket aşı çalışmalarına başlayalı fazla olmamıştı.

COVID-19 ÖNCELİKLERİ DEĞİŞTİRDİ

Ancak BioNTech ve Moderna yöneticileri ilk olarak Çin’de ortaya çıkan ve kısa sürede bütün dünyaya yayılan bu virüsün bir pandemiye dönüşeceğini, çok öldürücü olacağını ve felaketi durdurmanın yolunun ellerindeki teknolojiden geçtiğini kısa vakit içinde gördü.

BioNTech CEO’su Uğur Şahin şirketindeki araştırmacılara, “Aşıya odaklanmanız gerekiyor, bu konuda çok ciddiyim” dedi ve milyonlarca insanın bu yeni virüs sebebiyle ölebileceğini anlattı. Eşi Özlem Türeci, “Uğur hepimizi ikna etti. Yönetim kurulumuz, çalışanlarımız ve bilim ekiplerimiz dahil hepimizi bunun vazifemiz olduğuna ve bu misyonun peşinden gitmemiz gerektiğine ikna etti” sözleriyle özetledi Şahin’in süreçteki kararlılığını.

Moderna CEO’su Stephane Bancel de aynı fikirdeydi. Ekibine aşının bir öncelik olduğunu söyledi ve bütün tereddütlere kulak tıkayarak bu konuda çalışılması gerektiğinde ısrarcı oldu. Ve nihayetinde tarih bu iki bilim ve meslek insanını haklı çıkardı.

MRNA AŞILARI SİPARİŞ MESAJI GİBİ ÇALIŞIYOR

Peki nasıl çalışıyor mRNA aşıları? Tıbbi Mikrobiyoloji ve Tıbbi Viroloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Şahiner bu soruyu Mayıs ayında Hurriyet.com.tr’ye verdiği özel röportajda basit bir benzetmeyle yanıtladı.

İnsanın yaşamının devamlılığı için hücrelerimizde kesintisiz binlerce protein üretildiğini belirten Şahiner, “Hangi proteinin ne değin miktarda ve ne kadar zaman ile üretileceği o hücreye, hormonlar gibi sinyaller yoluyla iletilir. Sinyal hücreli çekirdeğine ulaştığında DNA’mızdan gözenekli olan içindeki fabrikalara sentezlenmesi gereken protein ile ilgili bir kısa mesaj gönderilir. mRNA’lar bu mesajı taşıyan moleküllerdir. Tıpkı telefonlarımızla gönderdiğimiz kısa mesajlar gibi” dedi.

Moderna CEO’su Stephane Bancel de aynı fikirdeydi. Ekibine aşının bir öncelik olduğunu söyledi ve tüm tereddütlere kulak tıkayarak bu konuda çalışılması gerektiğinde ısrarcı oldu. Ve nihayetinde tarih bu iki bilim ve meslek insanını haklı çıkardı.

MRNA AŞILARI SİPARİŞ MESAJI GİBİ ÇALIŞIYOR

Peki nasıl çalışıyor mRNA aşıları? Tıbbi Mikrobiyoloji ve Tıbbi Viroloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Şahiner bu soruyu Mayıs ayında Hurriyet.com.tr’ye verdiği özel röportajda kolay bir benzetmeyle yanıtladı.

İnsanın yaşamının devamlılığı için hücrelerimizde aralıksız binlerce protein üretildiğini gösteren Şahiner, “Hangi proteinin ne değin miktarda ve ne kadar vakit ile üretileceği o hücreye, hormonlar gibi sinyaller aracılığıyla iletilir. Sinyal hücreli çekirdeğine ulaştığında DNA’mızdan hücreli içindeki fabrikalara sentezlenmesi gereken protein ile ilgili bir kısa mesaj gönderilir. mRNA’lar bu mesajı taşıyan moleküllerdir. Tıpkı telefonlarımızla gönderdiğimiz kısa mesajlar gibi” dedi.

GELENEKSEL AŞILARIN YETERSİZ KALDIĞI HASTALIKLARDA ETKİLİ

mRNA aşılarının çıkış noktasının kalıtımsal hastalıkların tedavisi, ikinci temel alanının ise kanser tedavisi olduğunu ve son 10 yıldır çoğu başka hastalık için de denendiğini hatırlatan Şahiner, bu aşıların standart-geleneksel aşı yöntemlerinin eksik kaldığı influenza, HIV, kuduz, Ebola, HPV, Zika ve Kırım Kongo Kanamalı Ateş Virüsü gibi virüsler ile bazı bakteriler ve parazitlerle mücadelede de etkin olabileceğini söyledi.

Yukarıda da dediğimiz gibi, The Guardian geçtiğimiz günlerde, Şahiner’in de altını çizdiği bu hastalıklardan influenza (grip), kanser, sıtma ve HIV aşılarının oldukça yakın bir gelecekte hayatımızın bir parçası haline geleceğini duyurdu. Aşı araştırmalarının yürüten uzmanların görüşlerine de yer bahşedilen haber, her sene yüz binlerce can alan bu dört hastalığa dair tedavi umutlarını tazeledi. İşte teferruatlar:

GRİP

Grip üzerine çalışan bilim insanları için, her yıl şubat ayında heyecanlı bir bekleyiş başlıyor. Uzmanlar Dünya Sağlık Durumu Örgütü’nün bir sonraki kış mevsiminde grip virüsünün hangi türünün baskın olacağına dair öngörülerini açıklamasını merakla bekliyor.

Dünyada dolaşımda olan dört bambaşka grip virüsü var. Bunların her biri kesintisiz evrim geçirdiğinden, önceki yılların aşıları virüslerin yeni halleri aleyhinde etkinliklerini kaybediyor. Grip aşısı imalatçılarının üretime en az 6 ay önceden başlaması gerekiyor. Grip aşısı milyonlarca tavuk yumurtası içinde çoğaltılan zayıflatılmış virüsler kullanılarak üretiliyor ve bu oldukça zahmetli bir işlem.

Dünya Afiyet Örgütü’nün öngörüsü tutarsa, üretilen aşılar yüzde 60’a değin etkili olabiliyor. Oysa hatalı virüs çeşidine karşı üretilen aşıların etkinliği yüzde 10’a değin düşüyor.

Grip araştırmacıları, senelerdir, dört virüs çeşidine aleyhinde da tesir gösterebilecek ve gelecekte de virüslerin genomların değişiminden etkilenmeyecek evrensel bir aşı için çalışıyor. Bu aşıların virüsün kalbindeki influenza proteinini kasıt alması gerektiği düşünülüyor zira protein dört farklı virüs çeşidi için de az çok benzer. Ama insanların bağışıklık sistemleri, virüsün bu kısmına çok fazla tepki göstermediğinden, evrensel grip aşısı hedefi senelerdir ulaşılmazlığını koruyor.

mRNA aşıları da iyice bu noktada devreye giriyor. mRNA’nın tez ve zahmetsizce üretilebiliyor olması, virüsün pat diye fazla bölümünü benzer anda hedefleyebilmemizi sağlıyor.

Pennsylvania Üniversitesi’nden mikrobiyoloji uzmanı Norbert Pardi ve ekibi de bunun üzerinde çalışıyor. Pardi, “Böyle bir aşının geniş kapsamlı koruyucu tepkileri tetiklemesi fazla olası olacak” diye konuştu.

Pardi’nin üstünde çalıştığı aşı adayı, 10-12 adet mRNA parçacığını kullanarak birdenbire artı influenza virüsüne aleyhinde etkili olacak şekilde tasarlandı. Ekip 2023 yılında insanlı denemelere başlamayı hedefliyor.

KANSER

HPV yani insan papilloma virüsü, dünyada yüz binlerce kadının hayatını korkutma eden rahim ağzı kanserinin birçok çeşidinin sebebi. Bu virüse karşısında geliştirilen aşı tamamen de her sene binlerce kadının hayatı kurtuluyor.

Bilim insanları gelecekte mRNA aşılarını kullanarak, bağışıklık sistemine hücrelerdeki mutasyonları önceden fark etmeyi öğretebilmeyi ve bu nedenle kanseri önleyebilmeyi umuyor. Kanser tedavisinde yeni bir teşebbüs olan bu çalışmayla ilgili olarak Prof. Herbert Kim Lyerly, “Kanserin tanıdık kalıtımsal ilerlemesinden faydalanıyoruz” dedi.

Duke Üniversitesi’nde kanser aşısı teknolojisi üzerine çalışan Lyerly ve ekibi, önümüzdeki yıl ileri evre meme kanseri olan hastalarda bir mRNA aşısı denemeye hazırlanıyor. Bu hastaların kesin genlerinde yaşanan mutasyonlar sebebiyle, tümörler ilaçlara yanıt vermez ülkü geliyor. mRNA’nın avantajı ise birdenbire fazla hedefi (bu misal özelinde konuşmamız icabında fazla sayıda potansiyel mutasyonu) tek seferde vurabiliyor olması. Lyerly, “Dünya üzerinde bu mutasyona uğramış hücreleri erken aşamada temizleyebilecek en iyi cerrah bağışıklık sisteminizdir” diye konuştu.

Eğer başarılı olunursa, ilk kez kanserin ilerlemesi yavaşlatılarak, hastaların hayat sürelerinin uzatılmasına odaklanılacak. Sonraki dönemde kanser riski yüksek olan kişilere (örneğin belirli gen mutasyonları bulunanlar) yapılacak aşı uygulamalarıyla hastalığın adamakıllı önlenmesine çalışılacak.

SITMA

Ekim ayında, Dünya Sağlık Durumu Örgütü öncelikle bir sıtma aşısına onaylama verdi oysa bu konuda gidilecek daha fazla yol var zira RTS,S aşısının sıtma karşısındaki etkinliği demin yüzde 30 oranında. Bu bağlamda en önemli sorun da sıtmaya niçin olan parazitin bağışıklık hafızasının oluşumunu önleyecek şekilde evrimleşmiş olması. Yani aşılanan, hatta bu hastalığı geçirip iyileşen halk müziği, baştan enfeksiyon riskiyle karşısında karşıya. Sıtma çoğunluğu bebekler ve çocuklar edinmek üzere, her yıl 500 bin kişinin ölümüne neden oluyor.

Yale Tıp Okulu’ndan Prof. Richard Bucala ve meslektaşları, 2012 yılında, sıtmanın us T-hücrelerini öldüren PMIF isimli bir proteini kullanarak “bağışıklık sistemi amnezisine” yani us kaybına yol açtığını saptama etti. Bucala şu lahza PMIF’e aleyhinde bağışıklık kazanmamızı sağlayacak bir tür RNA aşısı üstünde çalışıyor.

Fareler üstünde yapılan araştırmalar, bu proteinin engellenmesi durumunda, bağışıklık sisteminin sıtmayı vücuttan atma süresinin kısaldığını, bunun sonucunda hastalığın daha hafif geçirildiğini ve en önemlisi gelecekteki enfeksiyonlara karşı bağışıklık tepkisi oluştuğunu gösteriyor. Bucala’nın geliştirdiği aşı adayı şu an Oxford Üniversitesi bünyesinde bulunan Jenner Aşı Enstitüsü’nden bilim insanlarının iş birliğiyle test ediliyor. Sonuçlar olumlu çıkarsa, 2022’de halk müziği üzerinde denemelerin başlaması bekleniyor.

Bucala, “Parazitik hastalıklar uzun senelerdir gelişmekte olan ülkelerde hesaplı ve sosyal kalkınmaya sekte vuruyor. Bu hastalıklara karşısında etkili olacak aşılara çok gereksinim var” dedi ve ekledi:

“RNA, PMIF aşımızın başarılı olmasını sağlamanın yanına, protein bazlı aşılarla kıyaslandığında da çok daha ucuz. Bu da daha önce var olmayan bir sıtma aşısı için yeni fırsatlar yaratıyor” dedi.

HIV

“Küresel pandemi” denince hepimizin aklına Covid-19 geliyor fakat halihazırda yaşanmakta olan bir küresel pandemi daha var. Duke Üniversitesi İnsan Aşıları Enstitüsü’nden Derek Cain, The Guardian’a yaptığı açıklamada, “Küresel HIV pandemisinin beşinci onyılına giriyoruz” diye konuştu. Daha da kötüsü hemen şimdi elimizde bir HIV aşısı değil.

Cain’in ekibi bu soruna çözüm bulmak için çıktıkları yolda özel bir grup HIV hastasına odaklanıyor. Vakaların üçte birinden daha azına tekabül eden bu hastaların vücutlarında, enfeksiyondan yıllar sonra HIV’yi nötralize edebilen özelleşmiş antikorlar gelişiyor. Ancak o noktada vücuttaki virüs miktarı fazlasıyla artmış olduğundan, enfeksiyonu temizlemek için fazla geç kalınmış oluyor. Cain bu durumu, “Bütün ev şimdiden cayır cayır yanarken bir yangın söndürücü bulmak gibi bir şey” sözleriyle açıkladı. Ancak bu antikorların oluşumunu tetikleyecek bir aşının geliştirilmesi durumunda, HIV vücuda yerleşmeden yangının söndürülmesinin muhtemel olacağı ümit ediliyor.

Cain ve egzersiz arkadaşları, bağışıklık sisteminin bu özelleşmiş antikorları üretme yolculuğunun fazla kompleks ve detaylı bir haritasını çıkardı. Şu lahza bir konsorsiyum bünyesinde yürüttükleri çalışmalarla, “bağışıklık sistemi ile patojen arasındaki silahlanma yarışını yeniden meydana getirmek” için planlanmış dört ya da beş adet çok hedefli mRNA aşısından oluşan bir dizi geliştirmeye çalışıyorlar.

Cain, “HIV aşısının bugüne kadarki aşılar aralarında şüphesiz en karmaşığı olduğunu düşünüyoruz. Covid aşıları gibi yüzde 100 ya da yüzde 90 etkili olmalarını beklemiyoruz. Fakat yüzde 50-60 seviyesine bile çıksak kendimizi başarılı sayacağız” diye konuştu ve ekledi: “Yüzde 70 ise inanılmaz olur.”

Yorum yapın

Rakı Fiyatları Geçici Mail yks pdf indir antrenmanlarla matematik 1 pdf serway fizik 1 pdf ales çıkmış sorular pdf ilahi sözleri 1984 pdf türkçe pdf numara sorgulama minecraft premium satın al instagram takipçi satın al ilahi sözleri youtube mp3 çevir apk indir film izle resim yükle Selçuk Sport Apk İndir instagram takipçi satın al tiktok takipçi satın al